kronik bronşit etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kronik bronşit etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Kasım 2009 Cumartesi

Astım

Astım, dış ortamda bulunan çeşitli alerjenler (alerjik reaksiyona neden olan madde), sigara dumanı, duygusal faktörler, egzersiz, soğuk havaya maruz kalma gibi tetikleyici faktörlere karşı, havayollarının (bronşların) daralması ile kendisini gösteren ve ataklarla seyreden kronik bir akciğer hastalığıdır.

Ataklar dışında çoğu kez hiçbir yakınması olmayan hastada atak sırasında nefes darlığı, öksürük, hışıltılı solunum, güçlükle balgam çıkarma, göğüste sıkışıklık hissi gibi belirtiler vardır ve bu belirtilerin şiddeti hastadan hastaya çok büyük değişiklikler gösterebilir. Ataklar genellikle gece sabaha karşı ortaya çıkar, kendiliğinden veya ilaç kullanarak geriler ve kaybolur ancak yeni bir atakla tekrar ortaya çıkar. Tedavi görmemiş ya da düzensiz tedavi görmüş olgularda, zamanla atak sıklığı ve şiddeti artar. Bu hastalarda, nefes darlığı, hışıltılı solunum ve göğüste sıkışıklık hissi gibi belirtiler süreklilik kazanabilir.

Astımın görülme sıklığı, ülkeden ülkeye değişmekle birlikte yaklaşık olarak 10%-15% kadardır ve gelişmiş ülkelerde oranın daha yüksek olduğu bilinir.

Astım için risk faktörleri nelerdir?

Ev tozu akarı(mayt) Astım için risk faktörleri genetik ve çevresel faktörler olmak üzere iki ana grupta ele alınabilir. Genetik faktörlerden en önemlisi alerji varlığıdır. Alerji genetik geçiş gösterir. Bu geçişten sorumlu bazı genler tanımlanmıştır. Çevresel faktörler ise alerjenlere, mesleksel bazı toz ve kimyasal maddelere, sigara dumanına ve hava kirliliğine maruziyet; sık sık viral üst solunum yolu enfeksiyonları geçirmek olarak sıralanabilir. Yapılan çalışmalarda tüm dünyada astıma en sık neden olan alerjenin ev tozu akarları olduğu görülmüş ve bu durumun yaşamın başlangıcında, yani bebeklik döneminde evde yoğun olarak ev tozu akarlarına maruz kalmanın sonucu olduğu anlaşılmıştır. Yine çevresel faktörlerde sigara dumanına maruz kalma son derece önemlidir. Örneğin gebelik döneminde sigara içen annelerin, çocuklarında astım ve diğer solunum sistemi hastalıklarının daha sık görüldüğü saptanmıştır. Sigara aynı zamanda ortamda bulunan alerjenlere karşı duyarlılık gelişmesine sebep olmaktadır.

Hastalığa ait belirti ve bulgular nelerdir?

Astım, karakteristik olarak ataklar halinde seyreden; nefes darlığı, göğüste sıkışıklık hissi, hışıltılı solunum, öksürük, zor çıkarılan çok koyu, sert ve yapışkan balgam gibi yakınmalara neden olan akciğer hastalığıdır. Hastaların birçoğunda astımla birlikte alerjik rinit (saman nezlesi, alerjik nezle), sinüzit, alerjik konjonktivit (göz alerjisi), egzama gibi hastalık öykülerinin de olduğu saptanır. Yine hastaların atakları ile ilgili özellikler sorgulandığında, bunların çoğu kez gecenin ilerleyen saatlerinde ve sabaha karşı ortaya çıktıkları veya tetikleyen faktörlerle (alerjen, soğuk hava, kirli hava, sigara dumanı) karşılaşma durumunda geliştikleri anlaşılır.

Atakların şiddeti sadece hafif bir öksürükten, yoğun bakıma yatmayı gerektirecek ciddi solunum yetersizliğine kadar çok geniş bir yelpazededir. Ataklar kendiliğinden gerileyebilir ya da geçebilir ancak hasta çoğu kez astım ilaçlarını kullanarak rahatlar. Atak sırasında astım tanısı koymak hekim için kolaydır çünkü hastalığın karakteristik muayene bulguları vardır. Atak dışında ise hastalığın öyküsü hekimi astım tanısına yönlendirir. Tanı için hastadan akciğer grafisi, solunum fonksiyon testleri, alerji testi, bazı kan tetkikleri istenilir. Genellikle, atak dönemi dışında akciğer grafisi ve solunum fonksiyon testleri normaldir. Alerji testlerinde ise ev tozu akarları, ağaç, çiçek, tahıl polenleri, evcil hayvan tüy ve epitelleri gibi alerjenlere karşı reaksiyon görülebilir.

Tedavi

Astım; hastalık çok ilerleyip geri dönüşümsüz safhaya girmediği sürece kolaylıkla kontrol altına alınıp tedavi edilebilen bir hastalıktır. Astım tedavisinde kullanılan ilaçlar temel olarak solunum yoluyla alınır ve bu ilaçlar 2 grupta ele alınabilir. Birinci grupta semptom giderici yani hastayı rahatlatıcı ilaçlar yer alır. Bunlar yine solunum yoluyla kullanılan ilaçlardır ve atak belirtileri ortaya çıktığında hekimin önerdiği şekilde kullanılır. Etkileri 1-2 dakika içerisinde başlar ve hastanın nefes darlığı, hırıltılı solunumu, öksürüğü azalır ya da kaybolur. Semptom giderici ilaçların genellikle hastalığı tedavi etme ya da kontrol altına alma gibi etkileri yoktur. İkinci grupta ise hastalığı tedavi eden ya da bir başka deyişle kontrol altına alan ilaçlar yer alır. Bunların büyük bir kısmı solunum yoluyla kullanılmakla beraber tablet yada enjektabl bazı ilaçlar da, gerektiğinde bu amaçla kullanılabilir. Hastalığın seyri ve hastanın yaşam kalitesi temel olarak bu ilaçlar ile belirlenmektedir. Düzenli tedavi gören hastaların büyük çoğunluğunda, astım yaşamı olumsuz yönde etkilemez. Ancak eksik ya da düzensiz tedavi veya bilinçsiz ilaç kullanımı, hastalığın giderek ilerlemesine, atak sıklık ve şiddetinin artmasına ve nihayetinde hastanın sürekli ataktaymış gibi nefes darlığı ve diğer şikayetlerle yaşamasına neden olur.

15 Kasım 2009 Pazar

Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı (KOAH)


1. Tanım

KOAH akciğerin zararlı gaz ve partiküllere karşı anormal enflamatuar yanıtı sonucu ortaya çıkan tıkayıcı ve ilerleyici bir akciğer hastalığıdır. Ekspirium (nefes verme) sırasında havayollarında ortaya çıkan çökme ve aşırı bronşial ifrazat havayollarında daralmaya neden olarak hava akım hızını azaltmakta ve bu olay sürekli olarak şiddetini arttırarak hastanın yaşam kalitesinde bozulmaya yol açmaktadır. Bu tanımdan da anlaşıldığı gibi KOAH'ta havayollarında meydana gelen değişikler geri dönüşümsüzdür ve sürekli ilerleyici karakter gösterir.American Thoracic Society'nin tanımına göre KOAH, Kronik bronşit ve amfizeme bağlı hava akımı kısıtlaması ile karakterizedir. Yine aynı derneğin tanımlamasına göre Kronik bronşit, birbirini izleyen iki yıl içersinde bir başka nedene bağlanamayan ve en az 3 ay süren kronik öksürük ve balgam çıkarma olarak ifade edilebilir. Amfizem ise akciğerin en uç noktalarında yer alan ve atmosfer havasından Oksijeni alıp kandaki Karbon dioksiti havaya vermemizi sağlayan alveolerin (küçük hava kesecikleri) anormal ve kalıcı genişlemesidir. Bu 2 hastalığın akciğerde yerleştiği alan ve yapmış oldukları kalıcı değişiklikler farklı tipte olmakla beraber KOAH,genellikle kronik bronşit ve amfizemin değişik oranlarda birlikteliği ile karakterizedir.

2. Dünyada ve ülkemizde KOAH'nın boyutu nedir ?

Tüm dünyada ciddi bir ölüm nedeni olan bu hastalık yüzünden her yıl yaklaşık 2,5 milyon kişi yaşamını yitirmektedir.Bu hastalalığın 2020 yılında küresel yük açısından ilk 5. sıraya yerleşeceği tahmin edilmektedir.ABD'de 1968-1995 arası yaşa uyarlanmış ölüm oranlarının seyrine bakıldığında,koroner kalp hastalığı, inme, diğer serebrovasküler hastalıklar ve bunların dışında kalan diğer tüm ölüm nedenlerinde azalma izlenirken, aynı dönemde KOAH nedenli ölüm oranlarında ciddi bir artış olduğu (% 163) saptanmıştır. KOAH bugün tüm dünya genellinde ölüm nedenleri arasında 6. sırada yer almaktadır ve 2020 yılında 3. sıraya yerleşeceği öngörülmektedir. Ülkemizde elimizde kesin sayısal veriler olmamakla birlikte yaklaşık 2,5-3 milyon KOAH hastası olduğu tahmin edilmektedir.

3. KOAH için risk faktörleri

KOAH için risk faktörleri astımda olduğu gibi genetik ve çevresel olmak üzere 2 grupta ele alınabilir. Yandaki tabloda görülen risk faktörlerinden en önemlisi sigara kullanımıdır. Gelişmiş ülkelerde KOAH gelişiminden sorumlu en büyük risk faktörü sigara iken gelişmekte olan ülkelerde sigaranın yanısıra çevresel ve mesleki zararlı gaz ve partiküllere ya da hava kirliliğine maruz kalma da önemli oranda KOAH gelişiminden sorumlu tutulmaktadır. Örneğin ülkemizde bazı kırsal alanlarda yakıt olarak kullanılan tezek dumanı KOAH için risk faktörü olarak ele alınmalıdır.

Aktif sigara kullanımı KOAH için bilinen en önemli risk faktörüdür. Sigara içenlerde KOAH gelişme riski içmeyenlere göre 10-25 kat daha fazladır. Aktif sigara içenlerin sigarayı bıraktıklarında solunum fonksiyon testlerindeki yıllık kayıp hızı, sigara içmeye devam edenlere göre ileri derecede azalmaktadır. Sigarayı bırakma yaşı ne kadar erken olursa solunum fonksiyon testlerindeki bozulma hızı o derecede yavaşlamaktadır. Bugün sigara içenlerin yaklaşaık % 15-20 kadarında KOAH geliştiği bilinmektedir.

Mesleksel maruziyet de KOAH için önemli risk faktörüdür. Havalandırması kötü, korunma önlemlerinn uygulanmadığı dumanlı ve tozlu işyerlerinde çalışanlarda KOAH gelişimi için normal popülasyona göre daha yüksek risk taşımaktadırlar.

4. Hastalığa ait belirti ve bulgular

Hastalığın ilk belirtileri öksürük ve balgam çıkarmadır. KOAH hastalarının büyük çoğunluğu aynı zamanda sigara tiryakisi olduğundan öksürük ve balgam yakınması başlangıçta hasta tarafından sigaradan oluyor düşüncesi ile önemsenmez. Oysa bu dönemde hastalığa tanı konulması hastanın geleceği açısından son derece önemlidir. Erken dönemde sigaranın bırakılması ile hastalık belirtileri gerileyebilir ve hastalık gelişimi durabilir. Öksürük genellikle sabahları daha fazla ve arka arkayadır.Kronik bronşitin ön planda olduğu KOAH olgularında çoğu kez öksürükle birlikte balgam çıkarma da vardır. Hastalığın bu dönemde fark edilmemesi ve sigaraya devam edilmesi neticesinde hastalık ilerler ve hışıltılı solunum, nefes darlığı gibi yakınmalar ortaya çıkar. Ayrıca bazı hastalarda balgamla birlikte hafif hemoptizi(kan tükürme) olabilir.Ön planda amfizemin yer aldığı KOAH olgularında ise hastalar en fazla nefes darlığından yakınırlar. Bu gruptaki hastalarda hışıltılı solunum, öksürük ve balgam çıkarma yakınmaları daha seyrektir. Yine amfizemin ön planda olduğu KOAH hastaları genellikle astenik, ince yapılı tiplerdir. Buna karşın Kr.bronşitin ön planda olduğu KOAH hastaları tıknaz kısa boylu yapıdadırlar. KOAH'ın ağır ve çok ağır formlarında kandaki Oksijen miktarında azalma ve buna bağlı siyanoz ve en nihayetinde sağ kalp yetersizliğine bağlı, ayaklarda şişme gibi belirtiler ortaya çıkar.

5. Hastalığın tanısı

Sigara kullanımı,zararlı gaz ve partiküllere maruziyet veya genetik risk faktörleri varlığı ile birlikte kronik öksürük, balgam çıkarma ve nefes darlığı gibi semptomlar ile başvuran hastalarda standart akciğer grafisi ve solunum fonksiyon testleri yapılmalıdır. Standart akciğer grafisinde KOAH'na ilişkin bulgular saptanabilmekle beraber yukarıdaki şikayetlere neden olabilen akciğer kanseri, bronşektazi gibi diğer akciğer hastalıklarının tanısı da konulabilir.Solunum fonksiyon testleri ise KOAH tanısının objektif olarak kesinleştirilmesini ve hastalığın varlığı durumunda ağırlık derecesinin belirlenmesini sağlar. Bu tetkikleri dışında EKG ve tam kan sayımı gibi yardımcı tanı yöntemlerine de başvurulabilir.

6. Tedavi

KOAH'nın tedavisi 4 bölümde ele alanıbilir. bunlar, Hastalığın tanısı ve derecesinin değerlendirilmesi, sigaranın bıraktırılması ve diğer risk faktörlerinin azaltılması, stabil dönemdeki tedavi ve akut atak dönemlerindeki tedavi olarak sıralanabilir. Bugün KOAH tedavisinde kullanılan pek çok çeşit ilaç piyasada bulunmakla beraber bu ilaçların hiçbiri hastalığı tamamen ortadan kaldıramaz ve hiçbir ilaç SİGARANIN BIRAKILMASI KADAR HASTALIĞIN İLERLEMESİNİ YAVAŞLATICI ETKİ GÖSTEREMEZ. Stabil dönemde KOAH tedavisinde tercih edilecek ilaçlar aynı astım tedavisinde olduğu gibi solunum yoluyla kullanılan inhaler ilaçlar olmalıdır. Hastalığın ağırlık durumuna göre bu ilaçlar gerektiğinde yani hasta örneğin efor yaparken nefes darlığı hissetiğinde kullanılabilir ya da hekimin önerdiği şekilde sürekli ve düzenli bir tedavi şeması uygulanabilir.KOAH'da ilaç dışı tedavi modaliteleri ise uzun süreli Oksijen tedavisi ve pulmoner rehabilitasyon programlarını içerir. Uzun süreli yada sürekli Oksijen tedavisi kanlarında Oksijen parsiyel basıncı hastalık nedeniyle belirli bir değerin altına düşmüş olgularda önerilir. Unutulmamalıdır ki bilinçsiz Oksijen kullanımı KOAH olgularında yarardan çok zarar getirebilir. Bu nedenle Oksijen tedavisinin gerekliliğine mutlaka hekim karar vermelidir.

7. KOAH'da akut atak ve tedavisi

KOAH’lı hastanın, zeminde var olan dispne, öksürük ve/veya balgam çıkarma yakınmalarında, tedavisinde değişiklik gerektirecek boyutta akut bir artış göstermesi aku atak olarak tanımlanmaktadır.KOAH'lı hastalar yılda 1-4 kez alevlenme (akut atak) gösterebilirler. Alevlenmelerin büyük kısmı hafif olup evde tedavi edilebilirse de, çok şiddetli ve hayatı tehdit eden alevlenmelerde hastalar yoğun bakım ünitelerine bile yatırılabilirler.KOAH'lı olgularda birçok alevlenme nedeni olduğu bilinmekle birlikte hastaların büyük çoğunluğunda solunum yolları enfeksiyonları tablonun ortaya çıkmasında rol oynar.