22 Kasım 2009 Pazar

Endobronşial Ultrasonografi (EBUS)

Endoskopik yöntemlerden bronkoskopi çok uzun yıllardır akciğer hastalıklarının tanısında kullanılmaktadır. Bronkoskopi ile havayolları içersindeki hastalık bulguları doğrudan gözlenebilmekte ve hastalıklı bölgelerden patolojik inceleme için biyopsi alınabilmektedir. Ancak birçok akciğer hastalığında havayollarında yani bronşlarda bir anormallik yoktur.

Hastalığın bronş içinde olmadığı durumlarda bronkoskopinin tanı değeri işin doğası gereği azalır çünkü bronş içersinde görülmeyen hastalıklı bölgeden bu yöntemle biyopsi alma olanağı sınırlıdır. Son yıllara kadar bronşa komşu fakat onun dışında yer alan hastalıkların tanısı için bronkoskop kanalından geçirilen özel bir iğne bronş duvarına batırılarak komşu hasta bölgeye gönderilmekte ve oradan patolojik ve bakteriyolojik inceleme için örnek alınmaktaydı. Bu yöntemde iğnenin batırılacağı yer bilgisayarlı tomografi bulgularının ışığı altında tahmini olarak belirlenmekteydi. Böylesine bir anlamda görmeden yapılan kör bir yöntemle hastaların birçoğunda hasta bölgeye ulaşılamamakta ve dolayısıyla tanı konulamamaktaydı. Ancak son yıllarda bronkoskopa entegre edilen ultrasonografi ile bu sorun aşıldı. Bu yöntemle yani Endobronşial Ultrasonografi (EBUS) yöntemi sayesinde klasik bronkoskopi ile tanı konulamayan bronşa komşu büyümüş lenf bezleri veya tümör gibi birçok lezyona kolaylıkla ve görerek ulaşılabilmekte ve buralardan tanı için materyal elde edilebilmektedir.

Sistem nasıl çalışmaktadır?

Ultrasonografi ses dalgalarının insan vücudundaki farklı doku ve organlara çarpıp yansıması ile görüntü elde etme yöntemidir. Bu yöntemde prob adı verilen bir piezoelektrik kristalden ses dalgaları oluşturulmakta ve insan dokusuna bu ses dalgaları gönderilmektedir. Dokuya çarpan ses dalgaları bu dokunun özelliklerine göre belirli oranda geri yansımakta ve yansıyan ses dalgaları tekrar prob tarafından algılanmaktadır. Prob bu algıladığı yansıyan ses dalgalarını yine piezoelektrik kristali ile elektrik akımına çevirerek bilgisayara gönderrmekte ve bilgisayar bu sinyalleri işleyerek ses dalgalarını yansıtan dokunun fotoğrafını çıkarmaktadır. Doğada bu sistemin en iyi örneği yarasalardır. Bilindiği gibi aslında kör olan yarasalar insan kulağının duyamadığı frekansta sesler çıkarıp bu seslerin yansımalarını dinleyerek görmedikleri halde çevrelerindeki her şeyi çok net olarak algılayabilmektedirler.

Endobronşial Ultrasonografi sisteminde prob bronkoskopun ucuna yerleştirilerek sisteme entegre edilmiştir. Bu sayede bronkoskop ile bronş içersinde inceleme yapılırken bronkoskopun ucundaki prob bronşun duvarına dayanır ve bu duvarın arkasındaki doku ve kan damarları çok net olarak görüntülenebilir. Biyopsi yapılmak istenen lenf bezi veya tümör kitlesi ultrasonografi ile görüldükten sonra bronkoskopun içersinde özel olarak üretilmiş bir ince iğne bronkoskopun ucuna gönderilmekte ve ultrasonografik görüntü altında bu lenf bezi ya da kitleden materyal alınabilmektedir. Yöntemin birinci avantajı görerek biyopsi alınmasını sağlaması ve hedefe ulaşmanın kesin olarak mümkün olmasıdır. İkinci avantaj ise kan damarlarının ultrasonografi ile görüntülenmesi ve bu sayede damar yaralanması riskinin ortadan kalkmasıdır.

EBUS yöntemi hangi hastalıkların tanısında kullanılır?

Bu yöntem havayollarına komşu lenf bezlerinde büyüme yapan kanser, lenfoma, sarkoidoz, tüberküloz, enfeksiyon hastalıkları gibi birçok hastalığın tanısında kullanılmaktadır. Kanser hastalarında tanı dışında hastalığın evresinin belirlenmesinde de bu yöntemin başarısı çok yüksektir. Bu yöntemin kullanılması ile birçok hasta gere
ksiz ameliyatlardan korunmakta ve hastanede dahi yatırılmadan 15 – 20 dakikalık ağrısız bir işlemle hastalıklarının tanısı ve evrelenmesi sağlanabilmektedir. Özellikle sarkoidoz hastalarında bu yöntem göğüs içersinde yer alan lenf bezlerinden biyopsi alınmasına olanak sağlayarak çok yüksek oranda diğer cerrahi yöntemlerin uygulanmasını gereksiz kılmaktadır. Kanser hastalarında ise doğru evreleme doğru tedavi politikasının belirlenmesinde temel faktördür. İşte bu yöntemle yine hastaların çok önemli bir bölümünde ( % 90 üzeri) evreleme yapılabilmekte ve eskiden ameliyathane koşullarında genel anestezi ile yapılan mediastinoskopik yönteme ancak hastaların % 5-10’unda gerek kalmaktadır.


Sarkoidoz tanısı almış hastada göğüs içersinde görülen lenf bezi ve içersindeki biyopsi iğnesinin ultrasonografik görünümü

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorum Gönder